Hadislerle İslam III Zulüm / En Büyük Günah

Evet, belki zalim belirli bir süre için zulmüne devam edebilir ve yaptığı yanına kâr kalmış gibi görünebilir. Fakat mazlumun ahının ilelebet yerde kalması kesinlikle söz konusu değildir. Nitekim Hz. Peygamber, bir mazlum Allah'a yakardığı zaman ona gök kapılarının açıldığını ve Allah'ın, “Yemin olsun ki, belirli bir zaman sonra da olsa sana mutlaka yardım edeceğim.” buyurduğunu müjdelemiştir.48 Allah Resûlü başka bir hadisinde ise, “Allah, zalime mühlet verir, fakat onu yakalayacağı zaman göz açtırmadan ansızın yakalar.” demiş ve şu âyeti okumuştur: “İşte Rabbin zulmeden şehirleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Çünkü onun azabı çok acı ve çok çetindir.” 49 Hatta mazlum, günahkâr olsa bile duası kabul edilecek50 ve zulme uğrayan mutlaka yardım görecektir.51 İşte bütün bunlardan hareketle kültürümüzde, “Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste!” denilmiştir.

Zalimleri bu dünyadakilerin yanı sıra âhirette de acıklı bir azap bekler.52 Zira zulmetmek Peygamberimizin özlü ifadesiyle, “kıyamet gününde zifiri karanlıklar” demektir.53 Bu yüzden Allah Resûlü ashâbına, altın ve gümüşün bir değer ifade etmediği kıyamet gününden önce haksızlık ettikleri kimselerle helâlleşmelerini tavsiye etmiştir. Zira o gün hak sahibi kendisine haksızlık edenin iyiliklerini alacak, zalimin verebileceği iyiliği tükenmişse mazlumun günahları ona yüklenecektir.54 Yani küçücük bir şey de olsa başkalarının hakkını alanlar hak sahipleriyle hesaplaşmadıkça cennete giremeyecektir.55 Öyle ki Peygamberimizin ifadesiyle, “O gün haklar mutlaka sahibini bulacak, boynuzsuz koyun bile boynuzludan hakkını alacaktır.” 56

Neticede İslâm, kişinin Rabbine şirk koşmasından başlamak üzere zulmün her türlüsünü yasaklamış ve zalimlerin kurtuluşa eremeyeceğini kesin bir şekilde açıklamıştır. Haksızlık yapılan kişinin Müslüman olup olmaması sonucu etkilemez. Zira “kul hakkı” kavramı bütün insanları kapsayan bir özelliğe sahiptir. Bunca uyarıya rağmen kim zulmederse, onu dünya ve âhirette acıklı bir sonun beklediğini hatırından çıkarmamalıdır. Çünkü zarar vermemek ve zarara uğramamak temel bir prensiptir ve zulme uğrayan kişi affetmedikçe kötülük yapan kötülük bulacaktır.57 Bu ağır sorumluluk sebebiyle Hz. Peygamber kul hakkıyla Allah'ın huzuruna varmaktan özenle kaçınıyor ve “Ben, sizden hiç kimse, kendisine kan veya mal (meselesi) sebebiyle yaptığım bir haksızlıktan dolayı peşimde olmaksızın Rabbime kavuşmayı ümit ederim.” 58 diyordu. Ayrıca o, şöyle dua ediyordu:

“Allah'ım! Fakirlikten sana sığınırım. Darlık ve zilletten sana sığınırım. Zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırım.” 59

A+ A A-
3. Cilt
620/656
Copyright 2019, Tüm hakları saklıdır. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı